0 850 840 49 28

Uyaranların Dikkat Fonksiyonları & İnhibitör Fonksiyonların Dinamiği

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Yüksek İşlevli Otizm ve Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu Tanılı Çocuklarda Çeldirici Uyaranların Varlığında Dikkat Fonksiyonları ve İnhibitör Fonksiyonların Dinamiği

Orijinal Dosya:


The dynamics of attentional and inhibitory functions in the presence
of distracting stimuli in children with attention-deficit/hyperactivity disorder, high-functioning autism and oppositional defiant disorder

Amaç: Bu çalışmanın amacı, birbirinden farklı üç klinik grupta –Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Yüksek İşlevli Otizm ve Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu- aynı yaştaki sağlıklı çocuklara kıyasla, dikkatin kendine özgü doğasını ve yanıt engelleme eksiklikleriyle ilgili bilinmeyenleri aydınlatmaktır. Çalışma, performans dinamiklerini zaman faktörü ve çeldiricilerin varlığı üzerinden analiz etmiştir.

Materyal ve Metod: Çalışmaya, 7 ila 12 yaş arasında toplamda 108 çocuk katılmıştır. Çalışmaya katılan çocukların 21’i Karşıt Olma Karşı Gelme, 21’i Yüksek İşlevli Otizm ve 19’u ise Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısına sahiptir. Geri kalan 47 çocuk ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Çalışma, inhibitör fonksiyonları ve dikkat fonksiyonlarını değerlendirmek için MOXO-CPT testini kullanmıştır.

Bulgular: Klinik gruplar ile sağlıklı kontrol grubu arasında yapılan ikili performans karşılaştırmaları, kontrol grubu ile Karşıt Olma Karşıt Gelme Bozukluğu ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanılı çocuklar arasında önemli farklar saptarken; Yüksek İşlevli Otizm tanılı çocuklar ile sağlıklı kontrol grubu arasında önemli farklara rastlanmamıştır. Performans profilleri gruplara göre farklılık göstermiş –hastalık türü, testin ilgili bölümü, uyarıcının ekranda kalma ve tekrar süresi gibi- söz konusu farklılıklar dikkat ve inhibisyonun farklı yönlerine göre de kendi içlerinde değişiklik göstermiştir. Yanıtların doğruluğuna dair ölçümlerde (sürdürülebilmiş dikkat ve doğru yanıt verme hızı) tüm klinik gruplarda işlev görmede yüksek seviyede benzerlik gözlemlenmiştir. Gerekli olmayan yanıtlar verme ve test kurallarına uymada güçlük çekme yalnızca Karşıt Olma Karşı Gelme tanılı çocuklarda gözlemlenmiştir. Dürtüsellik oranları; Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu grubunda zamanla artmış, Otizm grubunda zaman içinde artıp azalarak dalgalanmış, Karşıt Olma Karşı Gelme grubunda da zaman içinde stabil seyretmiş olup; kontrol grubununkine kıyasla kötü bir performans gösterildiği belirlenmiştir.

Sonuçlar: Klinik gruplardaki dikkat ve inhibitör kontrol dinamikleri, kontrol grubundaki sağlıklı çocuklara göre oldukça farklıdır. Klinik gruplar ile sağlıklı kontrol grubu arasındaki en belirgin  farklar, inhibisyon alanında gözlemlenmiştir.

Anahtar kelimeler: DEHB, KOKGB, otizm, dikkat, inhibisyon

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ve Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu (KOKGB) farklı klinik bozukluklar olarak nitelendirilseler de birçok ortak özellik bulundurmaktadır (Matson et al., 2013). Davranışsal, yapısal ve genetik çalışmalar; DEHB, OSB ve KOKGB’nin semptomları, defisitleri ve etiyolofik faktörlerinin birçok noktada ‘’örtüştüğünü’’ göstermiştir (Banaschewski et al., 2011; Manouilenko et al., 2013; Ronald et al., 2010).

OSB hastası olup DEHB tanısı da alan çocukların oranı %20 ile %70 arasında değişmektedir (Matson et al., 2013) ve OSB hastalarındaki hiperaktivite semptomları DEHB’den başka bir bozukluğa sahip olmayan bireylerin semptomlarıyla benzerlik göstermektedir (Sinzig et al., 2009). Bunun yanında, OSB semptomlarının ağırlığı ve DEHB’nin OSB ile birlikte bulunma durumu arasında da anlamlı bir korelasyon görülmektedir (Holtmann et al., 2007). Birçok çalışma, DEHB tanılı çocuklardaki sosyal işlev problemlerinin Otizm Spektrum Bozukluğu ile etiyolojik ve davranışsal olarak anlamlı bir korelasyon halinde olabileceğini göstermiştir  (Kądziela-Olech, 2014; Rommelse et al., 2010). OSB tanılı çocuklarda, sağlıklı kontrol grubundaki çocuklara kıyasla KOKGB’nin %27’ye varan daha yüksek prevalansa sahip olduğu görülmüştür (Chien et al., 2014; Gadow et al., 2008). DEHB tanılı çocuklarda bu oran, KOKGB tanısal kriterlerine uyan bireylerle %50’ye kadar çıkmaktadır (Mayes et al., 2012).

Söz konusu bozuklukların ortak özellikleri, dikkat ve yanıt inhibisyonu gibi yönetici fonksiyonlarda defisitlere sahip olmalarıdır (Petersen and Posner, 2012). Ancak bu defisitlerin klinik görünümleri homojen bir özelik göstermemektedir.  Defisitler ya DEHB’de olduğu gibi söz konusu bozukluk için gerekli tanısal kriterleri sağlamakta; ya da verilen klinik bozukluğun karakteristik özelliklerini sağlamakta, fakat Otizm ve KOKGB’de olduğu gibi bu özellikler tanı için yeterince anlamlı bulunmamaktadır.

DEHB grubu için tüm mental proseslerin tüm alanlarında dikkat problemleri ve yanıt engelleme güçlükleri bulunmuş, fakat bozukluk profilleri bozukluğun alt türüne göre farklılık göstermiştir (Borkowska, 2008). OSB tanılı çocuklarda, Sürekli Performans Testleri (CPT) vijilansta, odaklanma ve sürdürülebilir dikkatte (Chien et al., 2014) ve uyarma, yönelme ve yönetici kontrol alarında defisitler bulunduğunu göstermiştir (Keehn et al., 2013). Bunun yanında, dikkat sürdürmedeki problemleri ağırlıklı olarak motivasyon ve uyaran tipine bağlayan çalışmalar bulunmaktadır (Keehn et al., 2013). OSB’deki yanıt inhibisyonuyla ilgili araştırma bulguları tutarsızlık göstermektedir. Bazı çalışmalar inhibisyon performansının OSB tanılı çocuklar ve kontrol grubundaki çocuklar arasında inhibisyon performansının benzer özellik gösterdiğini ortaya koymaktayken, öteki araştırmalar OSB tanılı çocukların kontrol grubuna göre inhibisyon performanslarının daha düşük olduğunu ileri sürmektedir (Pisula and Strząska, 2014). İnhibisyonun en iyi belgelenmiş özelliklerinden biri, çeldiricilere karşı direnç eksikliğidir (Adams and Jarrold, 2012).

KOKGB’nin, DEHB ile dürtüsellik ve dikkatsizlik gibi belirli yönlerden ilişkili olduğu saptanmıştır (Thorell and Wahlstedt, 2006; Sergeant et al., 2002), iki grubun da dikkat, inhibisyon ve diğer yönetici fonksiyonlarının kontrol grubundan farklılık gösteren özelliklerinin birbirine benzer olduğunu bulmuştur. Öte yandan, inhibisyon eksikliklerinin KOKGB yerine yalnızca DEHB’ye özgü olduğunu öne süren araştırma bulguları da bulunmaktadır (Oosterlaan et al., 2005; Waschbusch, 2002). Yönetici fonksiyon defisitleri ile KOKGB arasında, anlamlı yönetici fonksiyon defisitleri bulunduran DEHB’nin aksine, anlamlı bir korelasyon bulunamamıştır (Oosterlaan et al., 2005). İnhibisyon eksiklik türleri de DEHB ve KOKGB grupları arasında farklılık göstermiştir (Brocki et al., 2007). KOKGB’de inhibisyon eksiklikleri, bilişsel fonksiyonlar yerine duygusal/motivasyonel fonksiyonlar ile ilişkilendirilmektedir (Noordermeer et al., 2016; Puzzo et al., 2016).

Yukarıda bahsedilen çalışmaların bulguları, her bir klinik grubun sağlıklı kontrol grubuna kıyasla dikkat ve inhibisyon fonksiyonlarında defisitler gösterdiklerini ortaya koymaktadır. Ancak; DEHB, KOKGB ve otizmi karşılaştıran mevcut çalışmaların hiçbiri ilgili mental proseslerin içyüzüne dair ayrıntılı bilgiler vermemektedir. Bu yüzden; bu çalışmanın amacı dikkat ve inhibisyon fonksiyonlarının zaman faktörüne özgü ve distraksiyondan kaynaklanan dinamiklerini DEHB, KOKGB ve Otizm olmak üzere üç klinik grup ile kontrol grubu arasında karşılaştırmaktır.

Çalışmaya 47 kişilik sağlıklı kontrol grubu ve 21’i KOKGB, 21’i Yüksek İşlevli Otizm ve 19’u DEHB tanılı olmak üzere toplam 108 çocuk katılmıştır. Katılımcıların yaş aralığı 7 ila 12 arasında olup; KOKGB grubunda yaş ortalaması 9.67 ve standart sapma 1.11, Yüksek İşlevli Otizm grubunda yaş ortalaması 9.05 ve standart sapma 1.53, DEHB grubunda ise yaş ortalaması 9.37 ve standart sapma 1.53’tür. Gruplar yaş eşleşmeli olup, gruplar arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak anlamsızdır (F(3;104) = 2.576; p > 0.05). Klinik gruplardaki tüm çocuklara çalışmadan önce ilgili bozukluğun tanısını almış olup; bir psikologla birlikte çalışan bir çocuk psikiyatristi ya da çocuk nörologu, bunların yanında çocuğun gereksinimine göre diğer uzmanlar bulunduran bir ekip tarafından çalışma için de resmi olarak klinik tanı konulmuştur. DEHB tanılı çocuklar, terapötik çocuk merkezlerinde ve Lublin’de bulunan psikiyatrik ve psikolojik kliniklerde tedavi görmekteydiler. Karşıt Olma Karşı Gelme bozukluğuna sahip olan çocuklar ise Lublin, Parczew ve Garwolin’deki yataklı çocuk ve adolesan psikiyatrik ünitesinde tedavi gören hastalardan seçilmiştir. Yüksek İşlevli Otizm tanılı hastalar, Lublin ve Garwolin’deki terapötik merkezler ve yataklı çocuk ünitelerinin hastaları arasından seçilmiştir. Kontrol grubundaki çocuklar ise Lublin’deki normal devlet okullarından seçilmiş olup, yaşları klinik gruplardaki akranlarınınkine uygun olanlar çalışmaya dahil edilmiştir. Zeka engelleri, kronik kondisyonları, tedavi edilmemiş duyusal defisitler veya herhangi bir komorbid mental bozukluk tanısına sahip olan bireyler kontrol grubuna ya da klinik gruplara dahil edilmemiştir. Çocukların yasal vasileri çalışmadan önce yazılı bir izin formu imzalamış, araştırma programı Marie Curie-Skłodowska Üniversitesi’nin Pedagoji ve Psikoloji Fakültesi Etik Kurulu tarafından onaylanmıştır. Çalışmada MOXO-CPT testi kullanılmıştır (Berger and Goldzweig, 2010). MOXO-CPT testi, bireyin dikkat profilini değerlendirmeye yardımcı bir araç işlevi görmekte, dikkat ve inhibisyondaki eksiklikleri saptayabilmektedir. Testte, katılımcının yalnızca önceden belirlenmiş olan hedef uyaran ekranda göründüğünde boşluk tuşuna basması ve diğer tüm uyaranlara yanıt vermekten kaçınması gerekmektedir. Dolayısıyla test, katılımcının dikkatini sürdürebilmesini ve spesifik bir uyaranı seçebilmesini gerektirir. CPT’lerin bilinen özelliklerine ek olarak MOXO-CPT’de görsel ve işitsel çeldiriciler bulunmakta, bu da testin çeldirici dış uyaranlara karşı inhibisyon gibi başka bir değişkene sahip olmasını sağlamaktadır. Testte 53 uyarandan (33 hedef uyaran ve 20 hedef olmayan uyaran) oluşan toplam 8 bölüm bulunmaktadır. Testin toplam süresi 15.2 dakikadır. Her bir bölümde hedef olan ya da olmayan uyaranlar ekranın merkezinde 500, 1000 ve 3000 ms gösterilmekte ve bu süreyi ekranın aynı uzunlukta boş kaldığı bir periyot takip etmektedir. Uyaran, herhangi bir cevap verilmesine bağlı olmaksızın önceden belirlenen süre boyunca ekranda kalarak yanıtın doğruluğu ve hızının ölçülmesini sağlar. Çocuk, test uygulanırken bilgisayar ekranından 60 cm uzakta bulunmalı ve hedef olan uyarana mümkün olan en hızlı şekilde, boşluk tuşuna yalnızca bir kez basarak yanıt vermesi için yönlendirilmelidir. Bunun yanında, yalnızca hedef uyarana yanıt vermesi ve boşluk tuşundan başka bir tuşa basmaması gerektiği eklenmelidir. Hem hedef olan hem de hedef olmayan uyaranlar çizgi resimlerden oluşmaktadır. Hedef olan uyaran değişmeyen bir şekilde çocuk yüzüdür, hedef olmayan uyaranlar ise zürafa, kurt, ördek ve tilki gibi değişik hayvan resimlerinden oluşmaktadır. Çeldirici uyaranlar, çocuğun günlük yaşamındaki çevresini simüle etme amacı taşımaktadır. Çeldiriciler görsel ve işitsel özelliklere sahip olan, birlikte ya da birbirlerinden ayrı olarak görülebilen kısa animasyon klipleridir. Testin tüm bölümlerinde, hem hedef olan hem de hedef olmayan uyaranlar aynı şekilde sunulmakta, fakat çeldiriciler sunum şekli bakımından değişiklik göstermektedir. Bölüm 1 ve Bölüm 8’de herhangi bir çeldirici bulunmamakta, Bölüm 2 ve Bölüm 3’te yalnızca görsel, Bölüm 4 ve Bölüm 5’te yalnızca işitsel ve Bölüm 6 ve Bölüm 7’de hem görsel hem de işitsel çeldiricilerden oluşan kombine formda çeldiriciler bulunmaktadır. Bölüm 2, Bölüm 4 ve Bölüm 6’da tek seferde yalnızca bir çeldirici sunulurken; Bölüm 3, 5 ve 7’de aynı anda iki çeldirici birden sunulmaktadır. Test, dört performans parametresine dair sonuçlar vermektedir:

  • Dikkat – Hedef uyaranın sunumu ya da onu takip eden boş alan periyotu süresince verilen doğru yanıt sayısı olarak tanımlanır (hedef uyarana yanıt olarak boşluk tuşuna basma). Dikkat parametresi yanıt verme becerisini – zaman faktöründen bağımsız olarak bireyin hedef uyaranı fark edip etmediği ve dikkatini sürdürüp sürdüremediğini- değerlendirir (Berger et al., 2013).
  • Zamanlama parametresi, yalnızca hedef uyaran ekrandayken verilen doğru yanıtların sayısını hesaplar. Hedef uyaran ekrandan ayrıldıktan sonra verilen yanıtlar bu parametreye dahil edilmez. Parametre, bireylerin uyaranlara ne kadar hızlı ve doğru yanıt verdiğini ölçer.
  • Dürtüsellik – hedef olmayan uyaranlara verilen hatalı yanıtlar olarak tanımlanmaktadır (hiperyanıtlar).
  • Hiperaktivite – herhangi bir uyaran olmadan klavye tuşlarına birden fazla kez basma eğilimi olarak tanımlanmaktadır. Hiperaktivite parametresi, dürtüsel yanıt olarak nitelendirilmeyen gereksiz yanıtların tümüdür (aynı uyaranlara verilen çoklu yanıtlar ya da boşluk tuşuna rastgele basma).

MOXO-CPT testleri, klinik ve terapötik merkezlerde ve çocukların yönlendirilmiş oldukları çeşitli kurumlarda uygulanmıştır. Marie Curie-Skłodowska Üniversitesi’nin Research and Didactic Laboratory of the Institute of Psychology laboratuvarında da test uygulaması yapılmıştır. İstatistik analiz, SPSS-22 yazılımı kulanılarak yapılmıştır. Betimleyici istatistikler bağımlı değişkenlere uygulanmış ve öğrenciler için t-testi kontrol grubu ile belirli klinik gruplar arasındaki tekli karşılaştırmalar için kullanılmıştır. Tek yönlü değişken analizi (ANOVA) tekniği testin major parametrelerinde tüm grupların performanslarını karşılaştırmak için kullanılmıştır. Çoklu performans analiz tekniği (General Linear Models, Repeated Measures) testin sekiz bölümünde, dört majör parametre için tüm gruplar arasındaki performans farklılıklarını analiz etmek için kullanılmıştır.

Test performans parametrelerinin kontrol grubu ile klinik gruplar arasındaki ikili karşılaştırmaları; kontrol grubu ile DEHB tanılı çocuklar ve KOKGB tanılı çocuklar arasında tüm parametrelerde anlamlı farklılıklar göstermiştir, ancak Yüksek İşlevli Otizm tanılı çocuklar ile kontrol grubu arasında herhangi bir farklılık gözlemlenmemiştir (Tablo 1). İstatistiksel analizin ikinci aşamasında, tüm gruplar tarafından MOXO-CPT’nin dört parametresinde alınan skorlar incelenmiştir. Çoklu karşılaştırma için yapılan Bonferroni testi, Hiperaktivite parametresinde KOKGB grubu ile kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermiştir (p = 0.026). Diğer hiçbir majör parametrede, gruplar arasında anlamlı bir ayrım görülmemiştir: Dikkat parametresi için F(3;104) = 1.197; p > 0.05; Zamanlama parametresi için F(3;104) = 1,397; p > 0.05; Dürtüsellik parametresi için ise F(3;104) = 1.933; p > 0.05 sonuçları elde edilmiştir. Bunun yanında, çalışılan tüm gruplardaki çocukların performans dinamikleri belirli test bölümleri için analiz edilmiş ve bu analizden oldukça ilgi çekici sonuçlar alınmıştır. Şekil 1- Şekil 4 çalışılan dört grubun, testin sekiz seviyesi ve Dikkat, Zamanlama, Dürtüsellik ve Hiperaktivite olmak üzere dört parametresindeki performans profillerini göstermektedir.

 

Dikkat değişkeni için grup etkisinin (katılımcılar arası) anlamlı düzeyde olduğu görülmüştür – F(3;103) = 7.491; p < 0.001; eta2 = 0.19. Bonferroni testi kullanılarak yapılan gruplar arası ikili karşılaştırmalar, kontrol grubu ile KOKGB grubu (p < 0.001),  DEHB grubu (p = 0.001) ve Otizm grubu arasında (p < 0.001) önemli farklılıklar göstermiştir.

Zamanlama değişkeni için bölüm faktörü ile grup faktörü arasında anlamlı bir ilişki bulunmamış, grup etkisi ise F(3;103) = 13.971; p < 0.001; eta2 = 0.230 olarak bulunmuştur. Bonferroni testi kullanılarak yapılan gruplar arası ikili karşılaştırmalar, sağlıklı kontrol grubundaki çocuklar ile tüm klinik gruplardaki çocuklar arasında anlamlı bir istatistiksel ilişki saptamıştır (p = 0.001).

Hiperaktivite değişkeni için, hiperaktivite düzeyi ile grup arasında herhangi bir anlamlı ilişkiye rastlanmamıştır. Grup etkisi, istatistiksel olarak anlamlı ve F(3;103) = 7.448; p < 0.001; eta2 = 0.18 değerinde bulunmuştur. Bonferroni testi kullanılarak yapılan gruplar arası ikili karşılaştırmalar; KOKGB grubu ile kontrol grubu (p < 0.001),  DEHB grubu (p = 0.007), ve Otizm grubu (p = 0.007) arasında anlamlı farklılıklar saptamıştır.

Dürtüsellik değişkeni için, test bölümü ile grup arasındaki interaksiyon F(21;475) = 2.940; p = 0.01; eta2 = 0.079 değerinde, grup etkisi ise F(3;103) = 9.139; p < 0.001; eta2 = 0.210 değerinde bulunmuştur. Bonferroni testi ile yapılan gruplar arası ikili karşılaştırmalar, sağlıklı çocuklar ile Yüksek İşlevli Otizm tanılı çocuklar (p < 0.001) arasında ve sağlıklı çocuklar ile DEHB grubu (p < 0.001) arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermiştir.

Bu çalışmanın amacı, üç klinik grup –DEHB, KOKGB ve Yüksek İşlevli Otizm- ve bir sağlıklı kontrol grubu arasında dikkat fonksiyonları ve inhibitör fonksiyonlara dair karşılaştırmalı bir analiz yürütmekti. Test edilen hipotez, performans dinamiklerinin belirli bir bozukluk türüyle ilişkilendirilebilir olup olmadığı; diğer bir deyişle, dikkat ve inhibisyon fonksiyonlarında gruplardan herhangi birine özgü bir özellik bulunup bulunamayacağıydı. Bu fonksiyonlara dair spesifik özelliklerden her birinin, farklı çeşit ve yoğunlukta çeldiriciler içeren testin sekiz farklı bölümünde farklı performans paternlerinde kendini göstereceği varsayıldı. Test uygulaması için MOXO-CPT kullanıldı. CPT’ler, dikkat ile ilişkili fonksiyonlar ve inhibisyon eksikliklerini değerlendirmek için en yaygın kullanılan testler, klasik CPT testleridir (Cassuto et al., 2013). MOXO-CPT testinin avantajı, çocuğun çeldirici uyaranlara direncini de ölçebilmesidir.

Testin majör parametreleri için kontrol grubu ile her bir klinik grup arasında yapılan ikili karşılaştırmalar, DEHB ve KOKGB tanılı grupların sağlıklı kontrol grubundaki çocuklardan dikkat ve inhibitör fonksiyonlarında anlamlı düzeyde farklı olduklarını saptamıştır. DEHB tanılı çocuklar ile kontrol grubu arasındaki bu farklılıklar, söz konusu bozukluğun özellikleri dikkate alındığında beklenebilirken (Barkley et al., 2001), KOKGB grubu ile kontrol grubu arasında bu farklılıklar yerine, dürtüsellik ve hiperaktivite parametrelerinde farklılıklar olması beklenmiştir. KOKGB semptomlarının altında yatan mekanizmalarla ilgili geçmiş bir çalışma, KOKGB tanılı çocukların motivasyonel yönde eksikliklere ve duygu uyandıran durumlarda inhibisyon eksikliğine sahip olduğuna işaret etmektedir. (Noordermeer et al., 2016; Puzzo et al., 2016). Bunun yanında, çalışma sonuçları KOKGB tanılı çocuklarda dikkat sürdürme güçlükleri bulunduğunu göstermektedir. Şu ana dek, çeldirici iceren Sürekli Performans Testleri KOKGB tanılı çocuklar ile ilgili çalışmalarda kullanılmamıştır.

Dikkat parametresindeki düşük performansın büyük ihtimalle çeldiricilerle karşılaşmaktan kaynaklandığı öne sürülebilir. Ancak, bu açıklamayı doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Testin majör parametrelerinden hiçbiri kontrol grubu ve Yüksek İşlevli Otizm tanılı çocuklar arasında herhangi bir anlamlı farklılığa rastlamamıştır. Bu bulgu, geçmiş çalışmaların CPT testleri tarafından kaydedilen sürdürülebilir dikkat düzeyi üzerine vardığı sonuçlarla çelişmekte (Chien et al., 2014), fakat Otizm tanılı çocuklarda benzer yanıt inhibisyon düzeyleri bulunduğunu gösteren geçmiş çalışmaların sonuçlarıyla tutarlıdır (Pisula and Strząska, 2014). Dikkat parametresinde anlamlı farklılıklara rastlanmaması, Otizm grubundaki çocukların performans düzeylerinin birbirinden çeşitli ölçülerde farklılıklar göstermesine bağlanabilir (yüksek standart sapma değerlerine ulaşılmıştır). Dolayısıyla bu sonuçlar, Otizm grubundaki çocukların her birinin sağlıklı gruptaki akranlarıyla aynı ölçüde üstün performans sergiledikleri anlamına gelmeyebilir.

Birbiriyle karşılaştırıldıklarında, dört grup arasındaki performans farklılığı nispeten azdır. Farklılıklar yalnızca Hiperaktivite parametresinde bulunmuştur (boşluk tuşuna gerekenden fazla basma). Test kurallarına uymada yaşanan güçlükleri gösteren Hiperaktivite parametresi, performansın motivasyonel yönüyle ilgili problemler bulunduğuna da işaret edebilir. Çocukların performanslarının 15 dakika ve sekiz test bölümü boyunca süren analizi, yanıtlar üzerinde zamanın işlevi ve çeldiricilerin yoğunluğuna (modaliteleriyle birlikte) dair değerlendirmeler yapılmasına imkan sağlamaktadır. Bulgular, performans profillerinde gruba özgü olmayan (bozukluk türü, test bölümü, çeldiricinin ekranda kalma süresi ve yoğunluğu) bir çeşitlilik göstermiştir. Görev üzerinde odaklanmaya devam etme becerisini gösteren Dikkat parametresi için, sağlıklı kontrol grubundaki çocukların performans profilleri oldukça stabildir. Bu durum; sağlıklı kontrol grubundaki çocukların görsel ya da işitsel çeldiricilere karşı duyarsızlığı koruma, odaklanmayı sürdürebilme ve hedef olan uyaranı tanıma becerilerinin zaman içinde stabil kaldığını göstemektedir. Klinik grupların performansları ise poligonal eğriler bulundurmakta ve çeldiriciler sunulduğunda performans açıkça kötüye gitmektedir. Çeldiriciler, klinik gruplardaki çocukların hedef uyaranlara doğru yanıt vermesini güçleştirmektedir. Klinik profillerin eğrileri zaman içinde aşağı doğru seyretmekte, bu da hedef olan uyaran üzerinde sürdürülen dikkatin zaman içinde azaldığını göstermektedir. Ancak, grafikte gösterilen klinik gruplar arasındaki fark, istatistiksel olarak anlamlı değildir. Dikkat parametresi için, test bölümünün etkisi anlamlı bulunmuş, fakat bu faktörün performans niteliğinde ancak %5 oranında değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir. Grup etkisi ise %19 değişkenlik oranına sahiptir, başka bir deyişle, bozukluk türü dikkat kalitesi ve çeldiricilere karşı duyarlılığı etkilemektedir. Test bölümü ve grup faktörlerinin arasındaki ilişkinin, bunların aksine anlamsız olduğu bulunmuştur.

Zamanlama parametresi için de benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Performans profillerinin şekilleri klinik gruplar için birbirine benzemekte olup, bu durumun kontrol grubu için de geçerli olduğu belirlenmiştir. Zamanlama parametresi için, denek-içi faktörün %11’lik bir değişkenlik seviyesine sahip olduğu ve test bölümü-grup ilişkisinin anlamsız olduğu belirlenmiştir. Grup faktörünün bu parametre üzerindeki etkisi %23 olarak bulunmuştur. Bu, bozukluk türünün hedef olan uyarana hızlı ve doğru olarak cevap verme becerisini etkilediğini göstermektedir.

 

Hiperaktivite, MOXO-CPT test için klavyenin boşluk tuşuna fazla ve gereksiz derecede basma eğilimi olarak nitelendirilmekte olup; hiperaktivite parametresi, yanıt inhibisyonu ve kurallara uyma güçlüklerini gösterir (Cassuto et al., 2013). Söz konusu parametrede performans sonuçları KOKGB tanılı çocuklar ve diğer gruplar arasında kayda değer farklılıklar göstermiştir, bu durum  da söz konusu bozukluğa sahip çocukların kural ve isteklere uymada sorun yaşadıklarını göstermektedir (Brocki et al., 2007). Bu eğilim, kendini ağırlıklı olarak testin çoklu çeldiricilerle karşılaşılan bölümlerinde göstermiştir.

Dürtüsellik, hedef olan uyaranlar yerine hedef olmayan uyaranlara yanıt verme eğilimi olarak nitelendirilmekte olup, yanıt inhibisyonunda mevcut olabilecek bozuklukların göstergesidir. Dört gruba ait performans profilleri değerlendirildiğinde, klinik gruplar ile kontrol grubu arasında belirgin farklılıklar görülmektedir. Sağlıklı çocuklar için; çeldiriciler olsun veya olmasın Dürtüsellik parametresinde herhangi bir hata görülmemiş, performans profili stabil bir çizgi halinde seyretmiştir. Dürtüsellik parametresinde, Dikkat parametresinde olduğu gibi klinik grupların profilleri poligonal bir eğri şeklini almıştır. Ancak belirli grupların performans profilleri diğerlerinden hafif düzeyde farklıdır. KOKGB tanılı çocukların performans profilleri şekil olarak sağlıklı çocuklarınkini andırmış, fakat konum olarak hafifçe daha yüksekte seyretmiştir. Otizm tanılı çocukların performans eğrilerinde keskin dalgalanmalar görülmüş, bu da özellikle çeldiricilerin varlığında inhibisyonun bozulduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgu, geçmiş çalışmaların bulgularıyla tutarlılık göstermektedir (Adams and Jarrold, 2012). Dürtüsellik parametresi için test bölümü etkisi, bağımlı değişkenin ancak %3’ü oranında değişkenlik göstermekte olup, test bölümü ve grup ilişkisi için bu oran %8’dir. Grup faktörü etkisi ise değişkenliğin %21’ini oluşturmaktadır.

Gruplar arasındaki ikili karşılaştırmalar, sağlıklı kontrol grubundaki çocuklar ile Yüksek İşlevli Otizm tanılı çocuklar ve DEHB tanılı çocuklar arasında belirtilen bölümlerde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptamıştır: Bölüm 1 (çeldiri yok), Bölüm 2 (düşük yoğunluktaki görsel çeldiriciler), Bölüm 3 (yüksek yoğunluktaki görsel çeldiriciler), Bölüm 5 (yüksek yoğunluktaki işitsel çeldiriciler), Bölüm 7 (görsel ve işitsel çeldiricilerin birlikte ve yüksek yoğunlukta sunumu), ve Bölüm 8 (çeldirici yok). Geri kalan bölümlerde, yani Bölüm 4 (düşük yoğunluktaki işitsel çeldiriciler) ve Bölüm 6 (görsel ve işitsel çeldiricilerin birlikte ve düşük yoğunlukta sunumu), kontrol grubu ile yalnızca DEHB grubu arasında farklılıklar bulunmuştur. DEHB tanılı çocuklarda, yoğunluk seviyesi düşük olsa bile tüm çeldiricilerin dürtüselliğe sebep olabildiği; Otizm tanılı çocuklarda ise dürtüsel yanıtların genel olarak yüksek çeldirici yoğunluğunda ortaya çıktığı görülmüştür.

Sağlıklı çocuklar, uzun zaman periyotları boyunca ve çeldiricilerin varlığında bilişsel görev performanslarında herhangi bir güçlük yaşamamaktadır. Klinik gruplarda ise zaman faktörü ve çeldirici uyaranların varlığı dikkat ve inhibisyon fonksiyonları üzerinde etkili olmuştur. Ancak, bu durum parametreye göre değişiklik göstermiştir. Klinik gruplardaki çocukların hedef uyarana doğru yanıt verme performansları birbirlerinden farklılık göstermemiştir. Hedef olan uyarana hem hızlı hem de doğru yanıt verme becerisinin klinik gruplarda benzerlik gösterdiği, kontrol grubundan yalnızca nicelik olarak farklı olduğu belirlenmiştir.

Dürtüsel yanıtların yalnızca KOKGB tanılı çocuklarda kayda değer düzeyde olduğu, söz konusu grubun performansının ise çeldiricilerin niteliğine bağlı olarak değiştiği görülmüştür. Diğer gruplarda gereksiz yanıtlara herhangi bir eğilim görülmemiş ve çocuklar test kurallarına uyma becerisi göstermiştir.

Hedef olmayan uyaranlara verilen tepkiyi engelleme güçlüklerinin de gruplara özgü olduğu görülmüştür. DEHB grubunda performans zaman içinde açıkça düşmüş, Otizm grubunda zaman içinde değişiklikler göstermiş ve çeldiricilerin varlığına bağlı olduğu görülmüş, KOKGB grubunda ise kontrol grubununkine benzer şekilde stabil olarak seyretmiştir.

Sonuçlar, dikkatin inhibisyon ve çeldiri uyaranlara karşı direnç gibi alanlarını aynı anda değerlendirme olanağı sağlayan belirli araçlardan çocukların klinik tanısı için yararlanılabileceğini göstermektedir.

Bu içeriği paylaşın!
Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter
Email this to someone
email
Moxo Dikkat Testi Merkezleri

Moxo Dikkat Testi uygulayıcı merkezlerini inceleyin, size en yakın merkezden ön randevu alın.

İNCELE
Moxo Dikkat Testi Merkezi Olun

Türkiye’de 500’ün üzerinde klinik ve merkezde uygulanan Moxo Dikkat Performans Testi’ni kullanmak artık daha kolay.

BAŞVUR
Neden Moxo Dikkat Testi?
1
40'dan fazla ülke
550.000 Test
Moxo Testi Dünyada 40’dan fazla ülkede 450.000’nin üzerinde uygulanmıştır.
2
Çeldiricili & Objektif
Tek Test
Dünyada çeldiricili ve objektif tek dikkat testidir.
3
420 Tepki ve
Tepkisizlik
Moxo Testte 420 tepki ve 420 tepkisizlik Eylemi ölçülmektedir.
4
Türkiye’de son 4 Yılda
40.000 Test
Moxo Testi Türkiye’de son 4 Yılda 40.000’in üzerinde uygulanmıştır.
Moxo Dikkat Testi Nedir?
Moxo Dikkat Testi Nedir?
Çocuğunuzun dikkat başarısını ölçmek ve ders çalışma ortamının dikkat özelliklerine göre yeniden düzenlenmesi için uzmanlarınızdan
Moxo Dikkat Testi’ni mutlaka isteyin! MOXO MERKEZLERİNİ İNCELEYİN
Uzman Yorumları
Haberler / Duyurular