0 850 840 49 28

İstem Dışı Körlük Paradigması & DEHB

Sürekli Performans Testi’ne Eklenen Çevresel Çeldiricilerin Adolesanlarda Sürdürülebilir Dikkat Ölçümü ve DEHB Tanısına Etkisi

Orijinal Dosya:


Beating Their Chests: University Students With ADHD Demonstrate Greater Attentional Abilities on an Inattentional Blindness Paradigm

Amaç: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanılı bireyler, birçok görevde kolayca dikkat dağınıklığı yaşamaktadır. Buna rağmen DEHB tanılı bireylerin İstem Dışı Körlük (IB) görevindeki performansları şu ana dek incelenmemiştir. Böyle bir incelemeden; DEHB’nin karakteristiğini nörolojik model, algı yükü teorisi ve ‘’avcı ve çiftçi’’ hipotezlerinden hangisinin en uygun şekilde tanımladığını belirlemek için yararlanılabilir.

Metod: DEHB hastası üniversite öğrencileriyle sağlıklı üniversite öğrencilerinin distraktibiliteleri, devamlı olarak aynı yerde ortaya çıkan ve önceden belirlenmiş olan hedef bir uyaranı saptayabilmeye dayalı MOXO testi ve İstem Dışı Körlük düzeyini değerlendirmek için kullanılan, hızlı hareket eden bir uyaranı takip etmeye dayalı ‘’goril’’ videosu aracılığıyla ölçülmüştür.

 

Bulgular: DEHB tanılı üniversite öğrencileri, MOXO görevinde artan bir distraktibilite göstermişlerdir. Bunun aksine, İstem Dışı Körlük görevinde hedef olmayan uyaranı saptamakta kontrol grubuna göre daha iyi bir performans sergilemişlerdir.

Sonuçlar: DEHB tanılı bireylerin zaman içinde tekrar tekrar ortaya çıkan, önceden belirlenmiş olan bir hedef uyaranı saptamakta yetersiz olan; bunun yerine hızlı ve dinamik bir biçimde yer değiştiren uyaranları takip etmekte daha başarılı olan alternatif bir bilişsel stile sahip oldukları belirlenmiştir. Bu bulguya göre, çalışma sonuçları ‘’avcı ve çiftçi’’ hipoteziyle tutarlılık göstermektedir.

 

Anahtar Kelimeler: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, DEHB, dikkat, İstem Dışı Körlük, avcı ve çiftçi hipotezi, çeldiriciler

Yakın zamanda, bir şüpheliyi yakalamaya çalışırken hemen yanındaki iş arkadaşına (Michael Cox) şiddet uygulandığını ‘’görmeyen’’ bir polis memuruyla (Memur Conley) ilgili bir dava toplumda geniş yankı uyandırmıştır. Memur Conley, bu davada yalancı şahitlikten suçlu bulunmuştur. Bunun üzerine gerçekleşen olay yeniden canlandırılmış ve oldukça ilgi çekici sonuçlara ulaşılmıştır. Canlandırmada yer alan bireylerin %40’ının, Michael Cox’a uygulanan şiddet yeniden sahnelenirken bunu fark etmedikleri görülmüştür (Chabris,Weinberger, Fontaine, & Simons, 2011). Memur Conley’nin davranışı büyük bir çevreyi şaşırtırken, İstem Dışı Körlük hakkında bilgi sahibi olan bilişsel psikologlar bu durumu olağan karşılamışlardır.

Bildiğimiz kadarıyla daha önce DEHB tanılı yetişkinlerin İstem Dışı Körlük (IB) görevindeki performanslarına dair herhangi bir inceleme yapılmamıştır. DEHB tanılı bireylerin IB görevindeki performanslarının değerlendirilmesi, günlük hayattaki uygulamalarının yanında DEHB’ye getirilen üç farklı teorik tanımlamadan hangisinin DEHB için daha uygun olduğunun belirlenmesinde yardımcı olabilir. İstem Dışı Körlük, Mack ve Rock (1998) tarafından bireyin normal koşullarda fark edebileceği bir uyaranı dikkati başka bir yerde olduğundan fark edememesi durumu olarak tanımlanmıştır. IB, herhangi bir bilişsel bozukluğa sahip olmayan bireyler tarafından da yaşanılabilecek normal bir durumdur (Neisser, 1967). IB performansını değerlendirmek için kullanılan görevlerden en çok bilineni, iki takımın oyuncuları birbirlerine top atarken sahneden yürüyen ve çeşitli hareketler yapan bir gorilin geçtiği bir video olan ‘’goril’’ videosudur (Simons & Chabris, 1999; Memmert, 2006).

DSM-V’e (APA, 2013) göre DEHB, farklı alt türlere sahip olan tek bir kategoridir. DEHB tanısı, daimi olarak görülen dikkatsizlik semptomları (dikkatin kolayca dağıtılması, dikkati sürdürme güçlüğü, unutkanlık vb.) ve/veya hiperaktivite/dürtüsellik semptomları (sandalyede durmadan kıpırdama vb.) ile karakterize edilebilir. DEHB’nin prevalansı çocuklar için %4 ile %18 arasındadır, örneğin Amerika Birleşik Devletleri için bu oran %10 (Faraone, Sergeant, Gillberg, & Beiderman, 2003) ve İsrail için %12’dir (Cohen et al., 2013). Yakın zamanda yapılan çalışmalar DEHB semptomlarının (Das, Cherbuin, Easteal, & Anstey, 2014) ve prevalansının (Kessler et al.,2006) yaş ile birlikte azalabileceğini göstermektedir. Buna rağmen, DEHB tanılı yetişkin bireyler akademik alanda, iş hayatlarında ve zaman yönetiminde güçlükler yaşayabilirler (Kessler et al., 2006). DEHB tanılı bireyler, anksiyete ve depresyonla da karşılabilirler (Michielsen et al.,2013). Birçok çalışma, DEHB hastası bireylerin sağlık bireylere göre daha kolay dikkat dağınıklığı yaşadıklarını rapor etmiştir. Fakat DEHB tanılı bireylerin distraktibilitelerinin sağlıklı bireylerinkine benzer olduğunu rapor eden çalışmalar da bulunmaktadır (Huang-Pollock, Carr, & Nigg, 2002). Söz konusu yaklaşım, DEHB tanılı bireylerin dikkatlerindeki bozulmanın yalnızca anlamlı (Forster, Robertson, Jennings, Asherson, & Lavie, 2014) ya da duygusal (López-Martín, Albert, Fernández-Jaén, Carretié, 2013) çeldiriciler için geçerli olduğunu savunmaktadır.

DEHB semptomatolojisi geniş kitleler tarafından kabul edilmiş olsa da, DEHB’nin altında yatan nedenlere dair farklı teoriler bulunmaktadır. Bunlardan birincisi olan nörolojik model, değişime uğramış olan dopaminerjik fonksiyonun dopaminerjik olmayan (ağırlıklı olarak gamma ve aminobütrik asit) sinyal iletimini modüle edememesine bağlı olarak ortaya çıktığını ileri sürmektedir. Bu modele göre hipofonksiyon gösteren mezolimbik, mezokortikal ve nigrostriyatal dopamin alanları, birlikte hiperaktivite ve dürtüsellik gelişimi, inhibisyon ve dikkat eksikliği ve davranışsal değişkenliklere neden olabilir (Sagvolden, Johansen, Aase, & Russell, 2005). Nörolojik model, DEHB sahibi bireylerin tüm görevlerde kontrol grubu ile karşılaştırıldıklarında global distraktibilite göstereceğini ileri sürmektedir. DEHB’nin tedavisi içinse bilişsel davranışçı tedaviler (CBT; Knouse & Safren, 2010) ve/veya farmakolojik ögelerden (Wilens,

Morrison, & Prince, 2011) yararlanılmasını önermektedir. İkinci model ise algı yükü teorisidir (Lavie, 2010). Yük teorisi, odaklanan seçici dikkatin yalnızca hedefe yönelik bilişsel kontrole değil verilen görevin algı yüküne de bağlı olduğunu ileri sürmektedir. Verilen görevin tamamlanabilmesi için bilişsel kontrol becerileri gerekse de (ilgisiz uyaran yerine ilgili uyarana öncelik verilmesi vb.), bu ilgili uyaranlar üzerinde uygun ölçüde odaklanabilmek için yeterli değildir. Düşük algı yüküne sahip görevlerde, görevle ilgili uyaranlar işlendikten sonra geriye kalan algı kapasitesi, çeldirici uyaranlara ‘’taşarak’’ bireyin dikkat performansını etkileyecektir. Çeldiricilerin algılanmasını ve dikkat performansındaki bozulmaları engellemenin tek yolu, görevin algı yükünün bireyin algısal kapasitesini karşılamaya yeterli olmasıdır (Remington, Cartwright-Finch, & Lavie, 2014). Yakın zamanda yapılan bir çalışmada DEHB tanılı bireylerin ancak hedef olan uyaran düşük bir algı yüküne sahipse çeldiricilerden etkilendikleri, bunun aksine yüksek algı yüküne sahip bir görevde performanslarının kontrol grubundaki sağlıklı bireylerinkinden farklı olmadığını ortaya koymuştur (Forster et al., 2014). Nörolojik modelin aksine, algı yükü modeli ağırlıklı olarak distraktibilite üzerine odaklanmakta ve DEHB’yi yalnızca distraktibilitenin yüksek olduğu durumlarda (düşük algı yükü) kendini gösteren bir bozukluk olarak tanımlamaktadır.

DEHB’nin son modeli ise Harttman tarafından ortaya atılan sosyolojik/antropolojik bir teoridir ve DEHB literatüründe ‘’tarım toplumunda bir avcı’’ hipotezi olarak geçer (Hartmann & Ratey, 1995). Bu teori, DEHB hastalarını kompleks ve hareket eden hedefleri takip edebilen usta ‘’avcılar’’ olarak nitelemektedir (Hartmann, 1993). Bunun aksine, modern dünyayı bireylerin tek seferde yalnızca bir hedefe odaklanmalarını gerektiren bir ‘’tarım toplumu’’na benzetmektedir. Erken yaştan itibaren modern toplumlardaki çocuklar, sınıf ortamındaki çok sayıda uyaranı görmezden gelmeleri ve yalnızca öğretmenlerine odaklanmaları için yönlendirilmektedir. Bunun aksine, ‘’avcı’’ların ağırlıklı olduğu bir toplumda, bir tavşanı kovalarken (hedef olan uyaran) bireyin aynı zamanda bir çita (hedef olmayan uyaran) tarafından takip edilip edilmediğine dikkat etmesi oldukça önemlidir. DEHB tanılı bireyleri de iyi ‘’avcılar’’ yapan özellikler, ‘’tarım toplumu’’nun (DEHB hastası olmayan bireyler) gereksinimlerine uymamaktadır. Bu teori genetik kanıtlarla desteklenmiştir (Arcos-Burgos & Acosta, 2007). Bu model DEHB tanılı bireylerin yalnızca ‘’avcılık’’la ilgili olmayan ve tek bir hedefe odaklanmayı gerektiren görevlerde kötü bir performans sergilediklerini, fakat kendi alanlarıyla ilgili olup hızlı bir şekilde hareket eden uyaranları takip etmeyi gerektiren görevlerde sağlıklı bireylere göre üstün olduklarını ve bunu yaparken görev performanslarında herhangi bir düşüş yaşanmadığını ileri sürmektedir. Üç modelin her biri DEHB tanılı bireylerin ‘’çiftçi’’ tipi, düşük algı yüküne sahip tek bir uyarana odaklanmaya dayanan görevlerde sağlıklı bireylere göre daha başarısız olduğunda hemfikirdir. Dolayısıyla, yalnızca Sürekli Performans Testleri (CPT) gibi düşük algı yüküne sahip görevler DEHB tanısı için kullanılmaktadır. Ancak, bu modeller IB ‘’goril’’ görevini birbirlerinden farklı şekilde değerlendirmektedir. Klasik (nörolojik) modele göre DEHB global bir bozukluktur. Algı yükü teorisine göre ise, IB görevinin yüksek algı yüküne bağlı olarak DEHB tanılı bireyler ve sağlıklı bireyler IB görevinde birbirlerine yakın performanslar göstereceklerdir. Son olarak IB görevi bir ‘’avcı’’ görevi olduğundan, ‘’avcı ve çiftçi hipotezi’’ne göre DEHB tanılı bireyler ‘’goril’’ gibi ilgisiz uyaranları fark etmekte sağlıklı bireylere göre daha başarılı olmalıdır.

Çalışmaya üniversite kredisi karşılığında 14 DEHB hastası birey (yaş ortalaması: 24.07, standart sapma: 1.9) ve 18 sağlıklı birey (yaş ortalaması: 23.38, standart sapma: 2.45) katılmıştır. Katılımcılar Bar Ilan Üniversitesi’nin sosyal bilimler programlarında birinci sınıfta öğrenim görmektedir. Bu katılımcılara sosyal bilimler binasına asılan ilanlar aracılığıyla ulaşılmıştır. DEHB ya da kontrol grubuna öğrenme güçlüklerine, nörolojik bozukluk hikayesine veya psikiyatrik bozukluklara sahip bireyler dahil edilmemiştir. DEHB grubundaki katılımcılar, reçeteli DEHB ilaçları haricinde herhangi bir ilaç kullanmamaktadırlar. Bunun yanında, daha önceden İstem Dışı Körlük (IB) goril videosunu izlemiş olan bireyler çalışmaya dahil edilmemiştir. Kontrol grubundaki hiçbir öğrencinin DEHB geçmişinin olmamasına dikkat edilmiştir. Çalışma, Institutional Review Board (IRB) at Bar Ilan University’s Interdisciplinary Department of Social Sciences tarafından onaylanmış ve tüm katılımcılar yazılı izin formları imzalamışlardır.

Katılımcıların DEHB grubuna dahil edilme kriterleri: ‘’(A) DSM-IV ölçütlerini içeren tanısal bir rapor, (b) Bir CPT test içeren nörolojik değerlendirme (TOVAH testi gibi) ve; (c) Kendi adlarına, Metilfenidat içeren reçetelere sahip olma’’ olarak belirlenmiştir. Tüm DEHB hastalarından tanılarının üniversitenin test merkezi tarafından kabul edildiğini belgelemeleri istenmiştir (sınavlar için ekstra zaman hakları bulunduğunu gösteren belgeler ile). Üniversitenin DEHB’ye dair tanısal prosedürü, İsrail’de halka açık merkezlerde yapılan DEHB testlerine kıyasla daha seçicidir: Çalışmaya başvuran DEHB tanılı öğrencilerin beşte biri reddedilmiştir. DEHB katılımcıları, 24 saat boyunca ilaç kullanmadıkları bir zaman periyodu sonrasında test edilmiştir.

Katılımcılar, çalışmada düşük algı yüküne sahip bir CPT testi ve yüksek algı yüküne sahip IB görevi olmak üzere iki farklı görevle karşılaşmışlardır. IB görevi için katılımcılar sessiz bir odaya alınıp, bilgisayar ekranının 75 cm arkasına oturtularak bir video izlemeleri sağlanmıştır (Simons,

2010a; Simons, 2010b; Şekil 1’e bakınız). Katılımcıların ekrana uzaklıklarının ve başlarının stabilliğinin sağlanması adına çenelikler kullanılmış ve katılımcıların alınları ekrana uygun bir uzaklıkta sabitlenmiştir. Videoda üçü beyaz, üçü siyah formalı bireylerden oluşmak üzere iki takım görülmektedir. Bu takımlar kendi aralarında bir basketbol topuyla paslaşmakta ve devamlı olarak birbirleri etrafında hızlı şekilde yürümektedir. Biz çalışmamızda bu videonun, katılımcıları siyah takımı görmezden gelerek beyaz takımın havadan ve sektirmeli pasları ile toplam pas sayısını saymak için yönlendirdiğimiz ‘’zor versiyonunu’’ (Simons & Chabris, 1999) uyguladık. Video sırasında üç kayda değer olay yaşanmaktaydı: (a) Bir ‘’goril’’, sporcuların birbirleriyle paslaştıkları çembere girmekte, kendi göğsüne vurmakta ve çemberden dışarı çıkmakta, (b) siyah formalı sporculardan biri sahneyi terk etmekte, (c) arka plandaki perdenin rengi kırmızıyken değişerek turuncuya dönmekteydi. Videoyu izledikten sonra katılımcılara uyaranlarla ilgili sorular yöneltildi. Hedef olan uyaranlarla ilgili sorular mavi takımın havadan ve sektirmeli pasları ile pasların toplam sayısını içermekteydi. Hedef olmayan uyaranlar içinse: (a)’’Sıradışı herhangi bir şey fark ettiniz mi?’’, (b) ‘Sahnede sporculardan başka bir şey gördünüz mü?’’, (c) ‘’Sahnede yürüyen gorili fark ettiniz mi?’’, (d) ‘’Perdeye herhangi bir şey oldu mu?’’, (e) ‘’Herhangi bir sporcunun sahneyi terk ettiğini gördünüz mü?’’ soruları sorulmuştur. Biz ağırlıklı olarak gorille, sahneyi terk eden sporcularla ve perdenin rengiyle ilgili sorular üzerinde yoğunlaştık. Bu sorulara verilen ‘’hayır’’ cevaplarını birer ‘’körlük’’ belirtisi olarak kabul ettik. Yanıtlar kendi içlerinde tutarlılık gösterdi: Video sırasında sıradışı olayların meydana geldiğini fark eden tüm katılımcıların (hem DEHB hem kontrol grubu) gorili de fark etmiş oldukları görüldü.

Bunun yanında, tüm katılımcılara düşük algı yüküne sahip olan MOXO-CPT testi uygulandı (Berger & Cassuto, 2014). MOXO-CPT, çeldirici işlevi gören görsel ve işitsel uyaranlara sahip olan 18.2 dakikalık bir testtir. Her biri 136.5 süren ve 59 uyaran bulunduran sekiz bölümden oluşmaktadır. Testte hedef uyaran olarak bir ‘’kart’’ resmi bulunmakta ve katılımcılardan yalnızca bu uyaranı gördüklerinde, klavyedeki boşluk tuşuna bir defa basarak yanıt vermeleri istenmektedir. Hedef olan kart uyaranı 500, 1000 ve 4000 ms boyunca, katılımcının uyarana yanıt vermesinden bağımsız olarak ekranda kalmaktadır. Hedef olan ve hedef olmayan uyaranlar, bilgisayar ekranının ortasında bir sıra halinde sunulmakta ve katılımcılar uyaranlara mümkün olan en hızlı şekilde ve boşluk tuşuna yalnızca bir defa basarak yanıt vermeleri için yönlendirilmektedir. Bunun yanında katılımcılardan, hedef olan uyaran dışında herhangi bir uyarana cevap vermemeleri ve boşluk tuşundan başka bir tuşa basmamaları istenmiştir.

 

Şekil 1. İstem Dışı Körlük görevi için kullanılan videodan kareler (Simons, 2010b). (A) Paslaşmalar başlamadan önce iki takımın oyuncuları. (B) İki takım da etrafta dolaşmakta ve toplarını kendi takım arkadaşlarına atmaktadır. (C) ‘’Goril’’ sağdan sahneye girer. (D) Goril sahnenin ortasına doğru yürürken siyah takımın oyuncusu sahnenin arkasına doğru ilerler. (E) Goril sahnenin ortasında durur ve kendi göğsüne vurur. Perdenin rengi değişir. (F) Goril sahneyi terk eder. (G) Takım oyuncuları dağılırlar.

MOXO-CPT testinde üç tür çeldirici bulunmaktadır: (a) görsel çeldiriciler (havlayan bir köpek içeren animasyon klibi vb.); (b) işitsel çeldiriciler (havlama sesi vb.) ve (c) kombine halde görsel ve işitsel çeldiriciler (havlayan bir köpek içeren animasyon klibiyle birlikte sunulan havlama sesi vb.). Görsel çeldiriciler; ekranda aşağı, yukarı, sağ ve sol olmak üzere dört farklı boş alanda belirebilirler. Testte yalnızca görsel, yalnızca işitsel ya da görsel ve işitsel çeldiricilerin bir kombinasyonu halinde ortaya çıkabilen sekiz farklı çeldirici bulunmaktadır.

MOXO-CPT’nin farklı bölümleri, çeldiricilerin birbirlerinden farklı sunumlarıyla tanımlanmaktadır: Bölüm 1 ve Bölüm 8’de herhangi bir çeldirici bulunmayıp yalnızca hedef olan ve hedef olmayan uyaranlar bulunmakta; Bölüm 2 ve Bölüm 3’te yalnızca görsel, Bölüm 4 ve Bölüm 5’te yalnızca işitsel,  Bölüm 6 ve Bölüm 7’de ise kombine halde görsel ve işitsel çeldiriciler bulunmaktadır. Çeldiriciler hedef olan ve hedef olmayan uyaranların ekranda ortaya çıkmasına bağlı olmadan, bu uyaranlar ekrandayken ya da bu uyaranları takip eden ‘’boş alan’’ periyodunda oraya çıkabilirler. Çeldiricilerin sunum süresi 8s olup, iki çeldirici arasında 0.5 s’lik sabit bir aralık süresi bulunmaktadır. MOXO-CPT’de Dikkat, Zamanlama, Dürtüsellik ve Hiperaktivite olmak üzere dört farklı performans parametresi bulunmaktadır: (A) Dikkat – Bu parametre, doğru hedef uyaranın sunumu ya da onu takip eden boş alan periyodu sırasında verilen doğru yanıtların (hedef olan uyarana boşluk tuşu ile verilen yanıtlar) sayısına göre hesaplanmaktadır. Doğru yanıtları yanıt zamanından bağımsız olarak kaydederek sürdürülebilir dikkat düzeyinin ölçülmesini sağlar. (B) Zamanlama – Bu parametre, yalnızca hedef uyaran ekrandayken verilen doğru yanıt sayısına bağlı olarak hesaplanır. (C) Dürtüsellik – Dürtüsellik parametresi, yalnızca hedef olmayan bir uyaran ekrandayken verilen hatalı yanıtların sayısına bağlı olarak hesaplanır. (D) Hiperaktivite – Hiperaktivite parametresi, dürtüsel yanıt olarak nitelendirilmeyen (hedef uyaran ekrandayken boşluk tuşuna çoklu basışlar, hedef olmayan uyaranı takip eden boş alan periyodunda boşluk tuşuna basma, klavyenin rastgele bir tuşuna basma) tüm hatalı hareketleri kapsamaktadır.

İstem Dışı Körlük Görevi

DEHB tanılı yetişkinler; sahneden içeri giren goril (13/14 vs. 4/18, _2 _ 15.77, p _ .001) ve sahneyi terk eden sporcu (10/14 vs. 1/18, _2 _ 15.14, p _ .001) olmak üzere iki hedef olmayan uyaranı fark etmekte kontrol grubuna göre önemli ölçüde daha iyi bir performans sergilemiştir. Bunun yanında, DEHB tanılı bireylerin toplam pas sayısını saymakta da kontrol grubuna göre daha iyi bir performans sergiledikleri görülmüştür (t(29) _ 1.76, p _ .05, d _ .61, tek-kuyruklu (Şekil 2a). DEHB ve kontrol grubu arasında havadan atılan pasları sayma becerisinde herhangi bir farklılık görülmese de, sektirmeli pasları saymakta DEHB grubu yine kontrol grubuna göre daha iyi bir performans sergilemiştir (t(29) _ 2.26, p _ .05, d _ .79). DEHB grubu videodaki sektirmeli pasların sayısını tamamen doğru olarak saymış (t _ 1), kontrol grubunun ise videodaki sektirmeli pasların birçoğunu saymayı başaramadığı görülmüştür (t(17) _ 3.35, p _ .01, d _ .83). Perdenin değişen rengini hiçbir katılımcı fark etmemiştir.

MOXO Testi

DEHB tanılı katılımcılar, tüm MOXO-CPT parametrelerinde kontrol grubundaki katılımcılara göre daha düşük bir performans sergilemiştir. DEHB ve kontrol grubu arasındaki farklılıklar özellikle Dikkat (t(29) _ 2.56, p _ .05, d _ .91, ve Hiperaktivite (t(29) _ 2.51, p _ .05, d _ .89) parametrelerinde oldukça belirgindir. Dürtüsellik ve Zamanlama parametrelerinde ise önemli farklılıklarla karşılaşılmamıştır (Şekil 2b’ye bakınız).

IB bulguları, DEHB hastası yetişkinlerin bir yandan hedef olmayan uyaranları işleyebilirken bir yandan da çeşitli gerektirmelere sahip olan bir görevi performanslarında herhangi bir düşüş olmadan tamamlayabildiklerini göstermektedir. DEHB tanılı bireylerin kontrol grubundan IB görevinin üç alt bölümünün ikisinde (toplam pas sayısını sayma, sektirmeli pas sayısını sayma) daha iyi bir performans sergiledikleri görülmüştür. Bu bulgular, DEHB tanılı bireylerin sağlıklı olanlara kıyasla dikkatsel avantajlara sahip olabileceklerini göstermektedir. Söz konusu bulgular, DEHB’ye getirilen üç farklı teorik yaklaşımdan hangisinin DEHB karakteristiğini daha uygun tanımladığı konusunda ipuçları verebilir. DEHB tanılı bireylerin hem ‘’goril’’i hem de sahneden ayrılan sporcuyu fark etmekte kontrol grubundan daha yüksek başarıya sahip olması, hem nörolojik hem de ‘’avcı’’ modelleri ile tutarlılık göstermektedir. Ancak DEHB tanılı bireylerin bunu yaparken performanslarında herhangi bir düşüş gözlemlenmemesi, gözlemlenen paternin daha çok Hartmann’ın sosyolojik-antropolojik ‘’avcı ve çiftçi’’ hipotezine uymasını sağlamaktadır. ‘’Avcı’’lar olarak, DEHB bozukluğuna sahip bireyler hedef olan kanalların yanında hedef olmayan kanallardan gelen bilgileri algılayabilmek gibi bir dikkatsel avantaja sahiptir.

MOXO ve IB görevleri arasındaki temel fark IB görevinin ‘’takip etme’’ye dayalı metoduyken, bu iki görev arasında başka farklılıklar da bulunmaktadır (Hartmann, 1993). Bu farklılıklardan ilki, IB görevinde bilişsel yükün MOXO görevine göre daha ağır olmasıdır. Bu yük farklılığının sebebi IB görevinin sektirmeli ve havadan pasları saymaya dayalı olması; MOXO görevininse yalnızca bir adet, devamlı tekrar eden bir hedef uyarana sahip olmasıdır (benzer bir durum için Cartwright-Finch & Lavie, 2007’e bakınız).

Şekil 2. DEHB ve kontrol grupları için IB ve MOXO bulguları. Panel A. DEHB ve kontrol gruplarındaki bireylerin toplam pas sayısı (16), havadan pas sayısı (10) ve sektirmeli pas sayısı (6)nı takip etmeye dayanan IB performanslarının ortalama sonuçları. Panel B. DEHB ve kontrol gruplarındaki bireylerin dört MOXO-CPT parametresindeki ortalama sonuçları.

 

MOXO göreviyle karşılaştırıldığında, IB görevinin katılımcıların devamlı olarak yeni girdilere (‘’goril’’, sahneyi terk eden sporcu, değişen perde rengi vb.) uyum sağlamalarını gerektirdiği görülebilir (Morris&Jones, 1990). Birbirlerinden bağımsız olarak devamlı değişiklik gösteren havadan ve sektirmeli pasları saymak, tek ve değişmeyen bir hedef uyarana sahip olan MOXO testine göre açıkça daha zor bir görevdir. MOXO ve IB görevleri arasındaki bir diğer fark, MOXO görevinin esasının hedef olan bir uyaranı saptamaya dayanması ve dış kaynaklı ilgisiz ögeler olan çeldiricilere duyarsız kalmayı gerektirmesi; IB görevinin ise bunun aksine dış kaynaklı olan ‘’goril’’ ve renk değişimi gibi ilgili ögeleri fark etmeyi gerektirmesidir. MOXO ve IB görevleri arasındaki üçüncü fark, uyaranların ne kadar ‘’ekolojik’’ olduğuyla ilgilidir. MOXO testinde, uyaran bir kart resmiyken IB görevinde uyaran gerçek insanların bir basketbol topuyla paslaştıkları birbirleriyle paslaştıkları gerçek bir videodur. DEHB performansı üzerinde ekolojik olan ve ekolojik olmayan uyaranların yarattığı farklılıkların önemini vurgulayan geçmişteki araştırmalar göz önüne alındığında (Forster et al., 2014), bu durumun dikkate değer olduğu görülebilir.

Çalışmada DEHB ve kontrol gruplarından elde edilen bulgulara alternatif açıklamalar getirilebilir. Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre DEHB performansı, ölçümün yapıldığı görev türüne göre farklılık gösterebilir (Bioulac et al., 2014); örneğin, ölçümün yapılacağı görev katılımcıya bir test yerine bir oyun formatında sunulduğunda DEHB performansında gelişme görükmektedir. IB görevinin de  MOXO testine kıyasla bir oyun formatında olduğu söylenebilir. Elde edilen bulgulara göre, DEHB global bir bozukluk yerine MOXO gibi ‘’çiftçi’’ görevlerinde kendini gösterebilecek çeşitli dezavantajlara sahip olan, bunun aksine IB gibi ‘’avcı’’ görevlerinde kendini gösterebilecek avantajlara sahip olan alternatif bir bilişsel koşuldur.

Bireyde distraktibiliteyi düşürme çalışmalarında CBT gibi terapötik müdahaleler (e.g., Knouse & Safren, 2010) ya da farmakolojik ögeler (Wilens et al., 2011), DEHB fonksiyonunu ‘’normal’’e döndürülmeleri için kullanılırlar. Fakat, eğer DEHB global bir bozukluk değilse, global bir müdahale de gerektirmeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun yerine, DEHB tanılı bireylerin ancak sorun yaşadıkları durumlar için müdahale görmeleri ve DEHB’nin kendilerine getirdiği ‘’güçlü yanları’’ kullanmayı öğrenmeleri daha uygun bir yaklaşım olabilir. Çalışma bulguları, İstem Dışı Körlük’ten (IB) günlük hayatta yararlanma yollarına dair ipuçları vermeleri açısından da önem taşımaktadır. Örneğin, yakın zamanda yapılan bir çalışmada (Drew, Võ, &

Wolfe, 2013) radyologlara normalde görülen bir nodülden 48 kat daha büyük ve dans eden bir ‘’goril’’ resmi yerleştirilen birer CPT taraması (akciğer nodülü) verilmiştir. Söz konusu uzmanların %80’inden fazlası taramadaki ‘’goril’’i fark edememiştir. Konum olarak sabit olan bir nodülü fark etmek bir ‘’avcı’’ görevi olmadığı için, DEHB tanılı bir radyologun böyle bir durumda nasıl hareket edeceğine dair bir yorum yapamamaktayız. Ancak çalışma bulgularımıza göre, DEHB tanılı bir polis memurunun bir şüpheliyi kovalarken iş arkadaşına şiddet uygulandığını büyük ihtimalle fark edebileceğini söyleyebiliriz.

Bu çalışmanın bulgularının çeşitli metodolojik kısıtlamalar ve sınırlara sahip olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Çalışma için kullanılan iki farklı görev, çeşitli yönlerden farklılıklar göstermektedir. Bu yüzden, bulguların daha da güçlendirilmesi ve söz konusu farklılıkların bulgular üzerindeki etkilerinin değerlendirilebilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Bunun yanında, çalışma grubundaki DEHB hastası bireylerin tanıları geçmiş verilere dayanmaktadır. Çalışma için katılımcılara ilave tanısal testler yapılmaması; hem DEHB grubunda yanlış tanıya sahip bireyler bulunabileceğinden, hem de kontrol grubunda henüz tanı konulmamış bireyler bulunabileceğinden iki gruba dair bulguları da etkilemiş olabilir. Bu kaygı, gruplar arasındaki ayrımı açıkça göstern MOXO testi tarafından giderilmiş olsa da MOXO testinin bu çalışmada tanısal amaçla kullanılmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Buna benzer olarak, psikiyatrik bozukluklar ya da öğrenme güçlüğü gibi kendilerinin rapor ettikleri bozukluklar yüzünden çalışmaya dahil edilmeyen bireyler olduğu gibi söz konusu bozukluklardan çalışma grubundaki bireylerde de bulunması, fakat bu bireylere henüz tanı konulmamış olması da ihtimaller dahilindedir. Öte yandan psikiyatrik bozukluklar ve öğrenme güçlükleri sıklıkla DEHB ile komorbid özellik gösterdiğinden, bu tür bozukluklara sahip olan bireylerin çalışmaya dahil edilmemiş olmaları çalışma bulgularının genelgeçerliğini kısıtlayabilir. Bunun yanında, çalışma grubumuz anlamlı sonuçlar göstermek için yeterli olsa da, bu alanda daha büyük gruplarla araştırma yapılması önemli ölçüde faydalı olacaktır.

Özetle, DEHB tanılı bireyler MOXO-CPT görevinde sağlıklı bireylere göre önemli ölçüde daha fazla dikkat dağınıklığı yaşamışlar, fakat İstem Dışı Körlük (IB) görevinde sağlıklı bireyler tarafından ‘’görülemeyeni’’ görmüşlerdir. Üstelik hedef olmayan ‘’goril’’ uyaranını fark edebilmeleri; onların hedef olan uyaranlara dair detayları işleyebilmelerini engellememiştir, aksine IB görevinde hedef olan uyaranları takip etmekte kontrol grubuna göre daha başarılı oldukları görülmüştür. Bulgular bir bütün olarak ele alındıklarında, ‘’avcı ve çiftçi’’ hipoteziyle tutarlılık gösterdikleri görülmektedir.

Ayrıntılı kaynak bilgisi ve linkler için orijinal dosyayı inceleyebilirsiniz.

Bu içeriği paylaşın!
Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter
Email this to someone
email
Moxo Dikkat Testi Merkezleri

Moxo Dikkat Testi uygulayıcı merkezlerini inceleyin, size en yakın merkezden ön randevu alın.

İNCELE
Moxo Dikkat Testi Merkezi Olun

Türkiye’de 500’ün üzerinde klinik ve merkezde uygulanan Moxo Dikkat Performans Testi’ni kullanmak artık daha kolay.

BAŞVUR
Neden Moxo Dikkat Testi?
1
40'dan fazla ülke
550.000 Test
Moxo Testi Dünyada 40’dan fazla ülkede 450.000’nin üzerinde uygulanmıştır.
2
Çeldiricili & Objektif
Tek Test
Dünyada çeldiricili ve objektif tek dikkat testidir.
3
420 Tepki ve
Tepkisizlik
Moxo Testte 420 tepki ve 420 tepkisizlik Eylemi ölçülmektedir.
4
Türkiye’de son 4 Yılda
40.000 Test
Moxo Testi Türkiye’de son 4 Yılda 40.000’in üzerinde uygulanmıştır.
Moxo Dikkat Testi Nedir?
Moxo Dikkat Testi Nedir?
Çocuğunuzun dikkat başarısını ölçmek ve ders çalışma ortamının dikkat özelliklerine göre yeniden düzenlenmesi için uzmanlarınızdan
Moxo Dikkat Testi’ni mutlaka isteyin! MOXO MERKEZLERİNİ İNCELEYİN
Uzman Yorumları
Haberler / Duyurular